Archive for the ‘Literary’ Category


Zamanın Öldürdüğü

Sunday, March 13th, 2011

  Zaman’ın öldürdüğü ancak ‘Güzel’ dir çünkü O, zamanı da kendisi ile birlikte öldürendir. İnsanoğlunun bütün çabasını ‘daha uzun yaşamak’, ya da zaman’da kalabilmek, silinip gitmemek, unutulmamak gibi amaçlar doğrultusunda tanımlayabilir miyiz? Hiç şüphesiz böyle bir sorunun cevabını gönül rahatlığı ile bu kadar kısa yoldan vermek mümkün gözükmüyor. Ancak söz konusu ‘Sanat’ olduğunda gerek Gombrich’in Read Details…

Faysal Soysal ile Kısa Film Üzerine Söyleşi

Tuesday, November 9th, 2010

-Kısa film çekmeye nasıl, ne amaçla başladınız? Şimdi ne noktada seyrediyorsunuz? Her yönetmen gibi ben de işe çok büyük umutlar ve ideallerle ama küçük adımlarla başladım. Uzun metraj film yapanların çok büyük iddia ve umutları yok mu diye sorarsan Kısafilmciler kadar yok, derim. Onların ayağı yere basıyor bastıkları yerde para olduğu için de malesef biraz Read Details…

FİLM İÇİN Mİ FESTİVAL, FESTİVAL İÇİN Mİ FİLM?

Tuesday, November 9th, 2010

Şubat 2010/Eyüp İnsanoğlu yaptığı bütün eylemlerini belirli nedenler ya da tatmin edici duygular doğrultusunda yapar. Dolayısıyla hayatın ve insanın varoluşunun amaçsızlık karşısındaki direnci ve uyuşmazlığı doğrudan bütün doğanın, hayvanların, tabiatıyla da insanın amellerine yansır. Haliyle kimse herhangi bir şeyi amaçsızca yaptığını iddia edemez. Amaçsızca yapılan bir eylem bile amaçsızlığı hedef edinmesi ile kendi içinde başka Read Details…

İNSANLIĞIN GECİKEN VİCDANI

Tuesday, November 9th, 2010

İnsanın var oluşuyla ‘sınır’ kavramı da var olur. Adem’in sınırı yasak meyvedir. Sürgün herhangi bir sınırın çiğnenmesi ile başlar.    Adem ve Havva yeryüzünde sürgündürler. Ayrıdırlar, yalnızdırlar, mültecidirler; arayış ve yakarış içerisindedirler. Tarihte başarıya ulaşmış kavimlere, millettlere hatta tek başına bir insana bakın geçmişinde mutlak anlamda yalnızlığını, arayışını ve yakarışını derinleştiren sürgün ya da gurbeti tattığına Read Details…

AŞKA BİR DAİR ŞEY SÖYLE

Tuesday, November 9th, 2010

AŞKA BİR DAİR ŞEY SÖYLE Kısa bir misafirhanedir dünya Günah ve cehennemin arasında Güneş, Yeni bir hakaret ve küfür için doğmakta Ve gün Üzerimize telafisi mümkün olmayan bir utanç taşımaktadır. Ah! Gözyaşlarımın sularında boğulmadan önce Bir şeyler söyle! Ağaç, Ataların günahkâr cehaleti Rüzgâr, Sürekli kötülüğü soluyan bir vesvese Sonbahar mehtabı, Dünyaya bütün kirini seren küfürdür Read Details…

DÜNYAYA YENİDEN GELİŞ

Tuesday, November 9th, 2010

DÜNYAYA YENİDEN GELİŞ Varlığımın bütünü ayetidir karanlığın Seni sürekli kendinde tekrar eden Ve tomurcukların seherine ve olgunluğun sonsuzluğuna götüren Ben seni işte bu ayette ahladım, Ah!… Ben bu ayette işte seni Ağaca ve suya ve ateşe ekledim. Yaşamak belki, Üzerinden elinde kova ile bir kadının her gün geçip gittiği uzun bir yoldur. Belki hayat, Bir Read Details…

MODERN İRAN ŞİİRİNİN USTALARI-5 FÜRUĞ FERRUHZAD

Tuesday, November 9th, 2010

Modern Fars şiirinin ustaları Nima Yusiç, Sepehri, Şamlu ve Ekhavansales’ten sonra en önemli sima şüphesiz ki bir kadın şair olan Füruğ Ferruhzad’tır. Kadınlığı ve eşliği kendine yeterli görmeyerek ailesinin itirazına rağmen bir zamanlar severek evlendiği ve kendisinden 15 yaş büyük olan kocasının baskı ve ısrarlarına dayanamayıp ailesine ve her şeye karşılık olarak şiiri tercih eden Read Details…

MODERN İRAN ŞİİRİNİN USTALARI-4 “AHMET ŞAMLU”

Tuesday, November 9th, 2010

İran modern şiirinde hece, aruz ve serbest form üzerine yapılan tartışmalar önceleri vezin ve vezinsizlik daha sonra ise kafiye üzerine yol aldı. Zira bilindiği gibi Farsça’da hece formu yoktur. İlk olarak Nima Yusiç “şegre no” (yeni şiir) formunu deneyerek aruzu kırdı. Tepkilere rağmen 1920′lerde başlayan bu akım zamanla yeni şairlerin soluklandığı bir form haline geldi. Ancak Read Details…

YARGI SESSİZLİKLERİ

Monday, June 21st, 2010

YARGI SESSİZLİKLERİ Her gün isyan kokusuyla uyandı yaralarım Solan alevden yüreğime kalan durgunlukla Zifiri çeşmelerin serinliğinde bitiyorum. En büyük ölümü de ben tattırıyorum gidenlere Acınası karanlıklar gibi çöktüm umudun çehresine. Ya var olmak için vardım Veya yok olmamak içindi bütün dirençlerim. Ama ırmakların dağlara tırmandığını duymuştum; Hangi dervişti yaralarımı dağlayan Suskunluğumu susturan hangi kölelik. Varoluş Read Details…

ACININ YIPRANAN YARASI

Monday, June 21st, 2010

ACININ YIPRANAN YARASI 13.02.2001 /K.M.PAŞA Yorgunum evet. Kurtları çaldım ben kümeslerden Arşa istiva eden bir iğfalim ben Söylenmesi giyotin inen bir kasırga. Himalaya’dan Anadolu’ya düşen bir serencam, Kitapları çalınmış bir ozanda söylendim bir… Tanınmamış sabahları geciktiysem Nadasa bıraktıysam zamanın zindanlarını Titreyen ırak yakamozlarda bir sönmeyim ben. Hep münzevi kulelerin sırlarında bir gedik Aşılmaz diye bilinen Read Details…