ROZAYA İNAT

21.6.1998/D.evler Erguvanların kıpır kıpır doğrularında bulurdun beni. Proleterya’nın sabahını görmezdi akşamlar. Çünkü güller geldiğinde Roza gidiyordu. Kanadı kırık kuşlar artık merhamet istemiyorlardı. Ya kanatları artık kırık değildi ya da henüz şiirini dinlememişler Roza. Ve artık güller de kanı...

ONLARIN NEFRETİ

21.2.99/Aksaray Beş yaşına gelmişti o zaman.Daha tarihi yoktu çocuğun.Kuzgun menekşelerin devingenliklerinde kendini yoğurmaya başlamıştı saatler ve yangınlar ateşlerinde bir ırmağın kaçırılmış gözlerini savunuyordu.Ömür hanım güze dair sözler feragat etmeden ilmek ilmek anlam birikmeye başlamıştı sahibini arayan gözlerde.Şerhinde bir...

NEDEN BAŞLAYAYIM Kİ…(SEVMEKLE)

12.03.2000/Haseki İstemezdim ben de böyle hiç tükenmeyi,hiç tükenmeyi bilmezdim oysa bir dalgınlığı.Ne zaman ki sesler boğuldu yalnızlığımın girdabında,bana kalan kendimde umut ne getirecekti.Benden başka kime,neyi salardım umutlu gözlerimde?Ne ki tükenmişlik... Hayatın son durağında inme,ne ki bitmek bir yangının...

KENDİNE BİRİKMEK

26.8.2000 / ÜSKÜDAR Karşısında durup bir ahın, gülmek yok.Yok öyle telli ve zımparalı dişlerle sırıtmak kalbe gitmeyene.İlk günkü gibi dalmışlığına rağmen hayatın kurallarına boyun eğmek yok.Ya direneceğiz, ya direndirileceğiz çarklara.Cebimizde hayatın tecrübelerinden ne varsa oturup atmalıyız yine yaşamın...

BİLİNMEYENE

21.9.2002 İnsanın bilinmeyene olan bu bitmeyen özlemi herhalde en çok bildik sanılanlara doğru bir bilinmeze götürür bizi. bu bilinmeyen aranılan bilinmezlik var olanı zamanla somurtkan, cisimleşmiş, ruhsuz ve atıl kılmaktadır. İnsanın çok sonra fark edebileceği gizemlerin tanıdık yüzleri...

BANA KILINAN

19.11.1999/K.M.Paşa Kalemler yeniden dikilmişti akmayan bir çorak ruhun yanına. Seslerin imbiklerden aktığı şahin bakışlı bir yalnızlıklar ortasındadır gün. Varlığını bildiğimiz çiçekler pek yakında değildir artık. Kimyanın kanunlarından firar etmiştir su. Bulgur bulgur intihar tanecikleri modern bir metropolün ışıklarını.karanlığa...

HÜZNÜ GETİREN İKLİM

14.6.99/Kadırga Akşam yine gelmişti işte. Her şeyi yine sabahlamış, yozlaşan kederi yine taşıdı dünyama bu sessizlik. Herkes son sözünü söylemek üzereydi. Çarşı, Pazar, sokaklar, arabalar, güneş ve annem son sözünü söylemek üzereydi güne dair. Sevinçlikler yumağındaki çatallanmış yol...

SENİ KAÇIRDIĞIM BU YAZGI

21.11.2000/ haseki Koparılmışsam zaman incinsin. Mavi gülümsemen kaldı hatırlayabildiklerimden. Hani bir an yanıp sönen deniz fenerlerinden bakan. Bir gizi nereye kadar saklar insan. Bilmiyorum. Ne zamana kadar süre giden var kılınır yok olanımızda?... Onu da. Bu “bilmiyorum” yalancığı...

YAŞAMAK SEANSLARINDA

16.02.2002/K.gümrük Günün ilk ışıklarının getirdiği terennümdür geceden kalan feryatları unutturan. Ne ki hayat yine başlamaktadır. En büyük acı bile bazen unutulur, günün getireceği belki de daha büyük acılara. Izdırab diye bir şey varsa ancak çılgınlığın kıyısındaki akıllarda bulur...

HER TARAFIMDAN FIŞKIRAN

24.4.2000 / Haseki Bu bekleyiş ne kadar sürer bilmem. Ah bir çocuk olup yaşanılanımı yaşamadıklarıma eklesem ve yarının tarihine bu günden baksam. Beklesem seni öylece habersiz. Hiç böyle olmayacak yüreğimdeki anaforların rengi. Seni unutmak istedikçe senle kuşatılıyor her...